Artvin I - Çoruh'un İzinden, a set on Flickr.
Şehir merkezinden ayrılmadan önce benzin doldurmak için durduğumuzda ilk yaptığım şey su ve gazete almaktı –gazetem olmadan asla-. Erzurum bitmeye yakın dümdüz olan yol virajlanmaya başlayınca köye arabayla gittiğim günler aklıma geldi, tırmanma şeritleri, yol çalışmaları vs. fakat Artvin sınırına yaklaştığımızda artık yeni kaslar oluşturmaya başlamıştı vücudum.
Artvin barajının suları altında kalacak birçok yerleşim yeri ve yol taşınıyordu, aslında yerleşim yerleri yerli yerindeydi de yollar bazı noktalarda 80-90 metre yukarılara taşınıyordu. Büyük bir şantiyeye dönmüş Çoruh havzası bizi celallenen suları yanında çakıl ve tozla karşılıyordu. 4 saat süren meşakkatli yolculuk boyunca onlarca viyadük, tünel, istinat duvarı ve çakıl heyelanları gördük. Bu büyük iş bölgeyi tamamen değiştirmeden önce Çoruh’u arabadan da olsa gördük.
Artvin’e vardığımızda hava kararmak üzereydi, minibüsün şoförünün tavsiye ettiği otelde yer yoktu. Vatandaşa sorduğumuzda Kafkasör Festivali’nin başlangıç gününde Artvin’e vardığımızı anladık yani oteller neredeyse doluydu. Zar zor en ucuzundan bir otel odası bulup eşyaları yerleştirdikten sonra sokağa çıktık.
Yemek yemeyi planlarken kendimizi konser alanında bulduk, midemiz bekleyecek durumda olmadığından geri dönüp en yakın tavuk dönerciye daldık. Fahiş fiyatını öğrenince verdiğimiz paraya acıdım ama karnım doymuştu. Konser berbat olunca geri döndük. Bakkal çakkal kapanmadan su ve atıştırmalık bir şeyler alıp otelin yolunu tuttuk.
OTELİN GİZEMİ
Otele girerken kapıdaki tuhaf adam bize ters ters baktı, otelci değildi o zaman kimdi? Bu soruları düşünerek merdivenleri çıkmaya başladım, ilk katı geçmiştik ki karşımıza bir kadın çıktı ‘’Acaba?’’ dedim, bizim kata ulaştığımda gördüğüm manzarayla taşlar yerine oturmuştu. Donuyla antrede dolaşan abi ve orta yaşlı Gürcü kadın her şeyi açıklıyordu. Zar zor bulduğumuz bu ucuz otel aslında kerhane oteldi –ağır mı oldu ne?-. Biz odamıza geçerken donlu abi ve Gürcü kadın da yandaki odaya girdiler. Hayatta yalnız benim başıma gelebilecek absürt sürrealist bir durumdaydık. Duvarımın öbür yanında bir orospu kapıda pezevengi ve elimde sigarayla ben. Ömer Bro ile birbirimize bakıp gülmeye başladık ve Artvin’de ilk gecemiz böylelikle sona erdi.
Aslında tam olarak öyle sona ermedi, bu yazıları yazarken antreden gelen sesler yeni müşterilerin geldiği ya da gittiğini gösteriyordu. Sabah olduğunda ilk iş Borçka arabasına binip şehir merkezinden uzaklaşmak olmalıydı.













Hayal alemini zorlayan talihsizlik anıları.
YanıtlaSil