10 Temmuz 2011 Pazar

Trabzon I-VI - Memleket Hikâyeleri

Trabzon'da Sabaha KarşıGün BaşlıyorTrabzonda Deniz Manzarası OlağanZiraat'in Önünden Maraş CaddesiAra Sokak BanklarıMinibüsler Heryerde
ForumMMMigrosArmağan TabutlarıPidecideyizEvet Bu da BittiKaşarlı da İyidir
Kanuni EviDayıoğullarıFilm Sonrası YürüyüşGece YemeğiKulus'a ÇıkıyoruzOtostopçu Günlüğü
Beton YollarAz Kaldıİşte Ustalıların MahallesiDediğim Gibi Deniz Manzarası Olağandırİşte Stabilize YolKöyevi

Trabzon'a vardığımızda geçen günlerin yorgunluğu, kalacak yere para vermemenin mutluluğu ile birleşmiş ve tuhaf bir kombinasyon oluşturmuştu. Eve vardığımızda akşamüstü olduğundan dinlenelim dedik. Ertesi gün yaz okulu telaşıyla geçti. Öğleden sonra uyanınca bazı şeyler son dakikaya kalıyor. Bankaya ders ücreti yatır, dersleri onaylat, kaydı tamamla bunların hepsi 16.50-59 arası gerçekleşti ve adrenalin tavan yaptı.Sonrasında şehre inip bir iki tur attık, Ömer Bro'nun pasaport işini hallettik ama yalnızdık. Kuzenler -Mete ile Safa- namüsaitti ve avmlerde yemek yiyip eve döndük. Hakikaten beleş kalacak yer nimet gibi geliyor insana bi noktadan sonra.

Ertesi günün öğleden sonrasında souvenirleri almaya şehre indik. Şehre indik diyorum Aykut'un evi havaalanı tarafında, merkezle arasında birkaç km var. Neyse kuyumcular çarşısında bir yere girip alacağımızı aldık. Çıkarken kuzenler geldi, karnımız acıksın diye bir iki tur attık Uzun Sokak ve Maraş'ta sonra girdik bi pideciye, sonrası malum. Çıkınca sinemaya gitme fikri ortaya çıktı, yediklerimizi hazmede ede Varlıbaş'a ulaştık. Yine Amerikalıların dünyayı kurtadığı sıradan bi film seyredip geceyi bulduk.

Trabzon'a gelip Kulus'a çıkmamak olmazdı. Kulus dediğim de köyümüz. Resmi adı Kaleköy tabii eski isimler ölmez. Trabzondan Çarşıbaşı arabasına binip köye geçecektik. Merkeze ulaştığımda babamın bana iş bulduğunu öğrendim, yolda otostop çekerken iş bulduğunu öğrenmek tuhaf. Neyse otostoptu, otobüstü derken köy yolunun başına kadar geldik. Şansımıza yukarı çıkan bi kamyonet vardı da yolun bir bölümünü yorulmadan çıktık. Tabii tamamını çıkacak kadar şanslı değildik, yavaş yavaş ilerleyerek köyevine ulaştık. Babamın amcaları, büyükteyzeleri oradaydı anlayacağınız etrafım çevrilmişti. Eve girip ne halde diye baktıktan ve biraz oturduktan sonra yola koyulacaktık ki sülale etrafımızı sardı. ''Gelin bizde kalın, la bi yemek yiyin öyle gidin bari, çay var'' tabii kırk yılda bir akrabalarla rastlaşan makul biri olduğundan ilgi normaldi. İki çay sonrası dönüşe geçtik, şansımıza aşağı inen bir Vestel teknik servis arabası vardı da çabucak teptirdik.

Köyün girişinde inip ananaya doğru yöneldik -ben anana diyorum siz anneanne anlayın- her zamanki gibi evde televizyon seyrediyordu, biz gelince yine hikâyelerini anlatmaya, manilerini söylemeye başladı. Anana ile birlikte Kulus'taki bütün görevleri tamamlamıştım, Trabzon'a dönüp kuzenlerle buluşmalıydık. Yaylaya çıkma fikri vardı. Akşam yemeğimizi tavsiye edilen kebapçıda yedikten sonra mevzuyu konuşmak üzere dondurmacıya? çıktık. Her şeyi ayarlayınca bu gece bizde kalın dedik kuzenlere. Hazır gelmişken bilgisayarları da getirin LAN Party yaparız lafları arasında dizüstüleri toplayıp eve geçtik. O LAN Party maalesef olmadı çünkü Ömer Bro başka mevzulara kaydı, gün biterken herkesin bir Google+ hesabı vardı.

Sabah Mete ve Ömer Bro kiralık arabayı almak üzere gittiğinde biz de Safa'yla gerekli şeyleri ayarlamaya koyulduk yayla yerine Uzungöl'e çıkıyorduk. Araba gelince eşyaları doldurup yola koyulduk. Uzungöl'e 90 km yol vardı ve Safa'yla karnımız açtı. Köfteler için alınan ekmeklerden birinin yarısını götürdüjk biz de. Uzungöl'ün soğuk ve sisli havasıyla kendimize gelip mangalı kurduk -gerçi ben dokunmadım, yiyiciyim- kömürdü, közdü, ızgaraydı her şey ayarlanıp köfteler de pişince tabakları unuttuğumuzu gördük. Masaya serilen gazetelerin üstünde selilozlu da olsa köfteleri götürmek güzeldi.

Eve vardığımızda seyahatin sondan bir önceki günü bitiyordu. Son günü öyle çok bir şey olmadı, şehirde bizim çete için hediyelik bir şeyler baktım ama çok iyi şeyler bulamadım. Öyle geçti gitti valla gün.

1 temmuzda akşamı başlayan yolculuk 11 temmuz sabahı sona erecek. Bir keşif seyahati olmasına rağmen oldukça doyurucuydu. Önümüzdeki seyahatlere selam edelim ve sözü bitirelim İstanbul'a, İstanbuldakilere bir şarkıyla.



Via Flickr:
Gez dolaş yine bana dön.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder